Ana Sayfa » İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ » Kaynak İşlerinde İş kazası ve KKD Kullanımının Etkileri

Kaynak İşlerinde İş kazası ve KKD Kullanımının Etkileri

KAYNAK İŞLERİNDE İŞ KAZASI VE İŞE BAĞLI SAĞLIK PROBLEMLERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER VE KKD KULLANIMININ BU FAKTÖRLERE ETKİLERİ ÜZERİNE ÇEVRESEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA

Kaynak yöntemi, 19. yüzyılın sonuna kadar, sadece demircilerin kullandığı ısıtma ve dövme yolu ile metallerin birleştirildiği bir yöntem olarak bilinmekteydi. Elektrik ark kaynağı ve oksi-gaz kaynağı 19. yüzyılın sonunda gelişen ilk yöntemlerdir. Kaynak teknolojisi I.ve II. Dünya Savaşı sonralarında artan talebi karşılayabilmek için hızla gelişmiştir. Savaşların ardından, elektrik ark kaynakları, gaz altı kaynağı vb. kaynak teknikleri giderek gelişmiştir. Gelişmeler, 20. yüzyılın ikinci yarısında da lazer ışın kaynağı ve elektron ışın kaynağının bulunması ile devam etmiştir . Ülkemizde kaynak yöntemi 1930’lu yıllarda kullanılmaya başlanmış olup zaman içerisinde değişik kaynak yöntemlerinin de bulunmasıyla gelişme göstermiştir. Bugün gelişmiş ülkelerde kullanılan çoğu kaynak yöntemi bizde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Kaynaklı imalat yöntemi küçük büyük çoğu işletmede yaygın olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla yeni kaynak metotları, kaynak kalite ve özelliklerinin geliştirilmesi, maliyetlerin düşürülmesi için araştırma ve geliştirme çabaları devam etmektedir. 19. yüzyıldan itibaren çalışanların üretim faaliyeti sırasında sağlığa zararlı çeşitli kimyasal madde, toz, gürültü ve ışınlarla karşı karşıya kaldıkları ve hastalandıkları tespit edilmeye başlanmıştır. Kaynak çalışanlarında görülen solunum yolu hastalıkları, kanser, cilt ve sinir hastalıkları ile duyma kaybı meslek hastalıklarının en tehlikelilerini oluşturmuştur . İş kazaları, çalışanların kontrolsüz, dikkatsiz, bilinçsiz ve disiplinsiz davranışlarından, ayrıca ortamdaki güvensiz çalışma yöntemlerinden, düzensizliklerden, alet ve makinelerin uygun kullanılmamasından meydana gelmektedir. Ayrıca tehlikelerin önemsenmemesi, eğitimsizlik, tecrübe yetersizliği, psikolojik sorunlar, yorgunluk, işin yetkili çalışana yaptırılmaması, yetki ve sorumlulukların belirsizliği, koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliği gibi faktörler de iş kazalarını tetikleyen faktörlerdir. Yapılan araştırmalarda iş kazalarının % 2’sinin önüne geçilemeyen sebeplerden, % 20’sinin emniyetsiz durumlardan, % 78’inin kişilerin emniyetsiz davranışlarından kaynaklandığı belirlenmiştir . Meslek hastalıkları ve işe bağlı sağlık problemleri ise metaller, bileşikler ve gazlar gibi kimyasal maddelerden, toz, gürültü, sıcaklık, basınç, radyasyon gibi fiziki çevre koşullarından, bakteri ve virüs gibi biyolojik faktörlerden ve psiko-sosyal kaynaklardan ortaya çıkmaktadır. 20. yüzyıldan itibaren sanayileşmiş ülkeler iş sağlığı ve iş güvenliği konusuna eğilmek zorunda kalmışlardır. Ülkemizde 1936 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Yasası ile iş sağlığı ve güvenliği konusunda ayrıntılı ve sistemli bir düzenlemeye gidilmiştir. Bundan sonra ise günümüze kadar konuyla ilgili çeşitli yasalar ve yönetmelikler çıkarılmaya devam edilmiştir. En kapsamlı çalışma olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30 Haziran 2012 tarihi itibari ile çıkarılmıştır ve yönetmeliklerle de desteklenmektedir.

Özlem KAYMAZ (İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlık Tezi/ Araştırma) TEZİN TAMAMI İÇİN

TIKLAYINIZ

Hakkında Orhan BAYLAN

Metal Teknolojisi Öğretmeni. Kaynak Bilim Uzmanı. C Sınıfı İSG Uzmanı

İlginizi Çekebilir

Varil patlaması ve ölen işçiler

oksi gaz ile kaynak ve kesme işlemlerinde bazı önemli öneriler

Bir Cevap Yazın